İnsan: Kendi Filminin Kahramanı
Bugün herkesin elinde bir kamera var. Sosyal medyada, sokakta, evde… Her an kaydediliyor. Ama asıl kayıt, görünmeyen bir yerde tutuluyor: insanın içinde. Herkes sürekli olarak kendi filmini çekiyor; başrolünde kendisi var, hikâyeyi kendisi yazıyor, sahneleri kendisi dolduruyor.
(
99:6)
yevmeiẕin yaṣdurun-nâsu eştâten liyurav a`mâlehum“O gün insanlar, yaptıkları gösterilsin diye tek tek çıkarlar”
İnsan çoğu zaman kendini aldatır, yaptıklarını savunur, eksiklerine gerekçe bulur. Hatalarını yumuşatır, iyiliklerini büyütür. Ama bütün bu anlatının ötesinde, sessiz bir tanık vardır: insanın kendi vicdanı. Yani en derininde, neyi neden yaptığını bilir. Dışarıya ne söylerse söylesin, içindeki kayıt cihazı gerçeği saklamaz.
Filmin Galasında Davetli Yok
Bir gün gelecek, bu filmler sadece çekilmekle kalmayacak — izlenecek. Üstelik tek başına, herkes kendi hikâyesiyle yüzleşecek. Peki, o filmi izlemeye dayanabilecek miyiz?
 |
Işıklar sönünce… geriye sadece o film kalacak |
belil-insânu `alâ nefsihî baṣîra
(
75:14)
“Doğrusu insan kendi nefsini görür”
Kalabalıklar içinde insan kendisiyle baş başa, kendi hayatını izleyecek. Bugün gizli kalan pek çok şeyin ertelenmiş bir gösterim olduğunu o gün anlayacak. O halde şu soruyu sormak gerekiyor: Bugün gizlediğimiz bir sahneyi, yarın görmek ister miyiz?
Herkes Kendi Aleyhine Tanık
Dünya mahkemelerinde süreç bellidir: savcı suçlamasını yapar, sanık kendini savunur, iki tarafın tanıkları dinlenir ve hakim son kararı verir. Sanık ya suçsuz bulunur beraat eder, aklanır; ya da mahkûm olur, cezasını çeker. Ahiret mahkemesinde durum çok farklı:
velâ yus-elu `an ẕunûbihimul-mucrimûn
(
28:78)
“Suçlulara günahları sorulmaz”
Bu ayet ilk bakışta şaşırtıcıdır, bir hesap gününde soru sorulmasını beklersiniz. Ama burada farklı bir şey söyleniyor: Savcı yok, sorgu yok, tanık yok... Öyle bir açıklık var ki, soruya gerek kalmamış. Her film, kahramanı aleyhinde tanık olacak!
Delil, savunma, tartışma yok. İnsan kendi hayatını, kesintisiz ve filtresiz bir şekilde görür. Ve o anda en ağır yük, başkasının yargısı değil, insanın kendi içindeki kesin bilgidir.
Hayat, bu açıdan bakınca, aslında ertelenmiş bir seyirdir. Bugün yaşıyoruz; o gün izliyoruz. Mesele sadece “iyi görünmek” değil, izlenebilir bir hayat yaşamak. Bütün yaptıklarım bir film olsa, baştan sona izlemek ister miyim? Sevdiklerimin o filmi izlemesini ister miyim?
 |
| Sevdiklerimin o filmi izlemesini ister miyim? |
İnsan madem bu dünyaya geldi, hesap gününden kaçamaz. Ne kalabalıklar, ne mazeretler, ne unutmalar… Çünkü bu kayıtlar, kendi nefsine karşı bir tanık olacak.
Ve kayıt durmaksızın çekiliyor.