![]() |
Kalem yazdı sanırsın... hattat elini görmezsen Ağaç yaptı sanırsın... Kudret Elini görmezsen |
Kuran-ı Kerim'in kalbi olan Yâsîn sûresi, insanın kalbini uyandıran en canlı delilleri ardarda sıralar: Ölü toprağın diriltilmesi, bitkilerin büyütülmesi, pınarların fışkırtılması… Bütün bu sahneler, sadece tabiata dair bir gözlem değil; aynı zamanda dirilişe ve Rahmân’ın ihsanına dair açık bir hatırlatmadır.
Bu bağlamda 35. âyette geçen muhteşem bir ifade, dikkat çekici bir incelik taşır:
liye-kulû min śemerihi
Onun meyvesinden yesinler…
vemâ ‘amilethu eydîhim
... ve bu cümle, mâ kelimesi üzerinden iki farklı anlama kapı aralar:
• “değil ki eller yaptı” (nefy, olumsuzluk edatı)
• “şeyler ki eller yaptı” (ism-i mevsul, bağlaç)
1. “Onu elleri yapmadı”
Celâleyn tefsiri şu veciz açıklamayı eklemiş:
“Yani meyveyi onların elleri yapmadı.”
Bu anlayışa göre, ayet şöyle der: İnsan yer, toplar, faydalanır; fakat meyveyi yapan insan değildir. Toprağa hayat veren, çekirdeği çatlatan, ağacı büyüten, meyveyi olgunlaştıran kudret Allah’tır. İnsan emeği bir sebeptir; fakat yaratmak onun elinde değildir.
Bu anlam, sûrenin genel akışıyla güçlü bir uyum içindedir: Bahçeler, kaynaklar ve ürünler, insanın değil Allah’ın ihsanıdır. Öyleyse âyetin sonunda gelen soru yerini bulur:
efelâ yeşkurûn
Hâlâ şükretmeyecekler mi?
2. “Ellerinin yaptıklarından”
Bazı tefsirlerde ise mâ bağlaç olarak alınır:
Onun meyvesinden ve elleriyle yaptıkları şeylerden yesinler
Bu anlayış, insanın tarımdaki emeğini ve çalışmasını da cümleye dahil eder: ekip biçme, bakım, sulama, hasat… Evet, ayeti böyle anlamak da mümkündür; çünkü Kur’ân insanın amelini bütünüyle yok saymaz. İnsan çalışır, sebeplere sarılır. Yaratan ancak Allah'tır.
Klasik müfessirlerin çoğu burada asıl vurgunun, emeğin varlığından ziyade nimetin kaynağına dikkat çekmek olduğunu belirtir: Meyveyi “üreten” değil, “yaratan” kimdir? Yani ilk anlam öne çıkıyor.
Korunmuş Kitabımızın yüzlerce Türkçe meâlinden 50 kadarını ihtiva eden kuranmeali.com sitesinden birkaç örnek çeviriye bakalım:
![]() |
| Kelimenin iki görevi anlam zenginliğine yol açıyor |
Bir Kıraat Farkı mı?
Anlam zenginliğinden bağımsız olarak, bu ayet iki şekilde okunabilir.
Çoğunluğun okuyuşu yukarıda yazıldığı gibidir: vemâ ‘amilethu
Burada fiil nesne alıyor, “onu yapmadı” ya da “yaptığı şey” anlamlarına açık.
Kûfe ekolünden üç kārî (Ḥamza, al-Kisâî, Şuʿbe) ayeti vemâ ‘amilet şeklinde okumuş. Fiil nesne almıyor, lakin bu bir eksiklik değil, anlamı etkilemiyor.
![]() |
| Kûfe'nin üç imamı "hu" zamirini okumamış, ama Hafs Kûfe'li olduğu halde "hu" ile okumuş. |
Sebep ve Müsebbib
Bu küçük ifade, insana dünyadaki yerini öğretir: İnsan toprağı sürer, tohumu eker; fakat hayatı yaratamaz. Emek bir vazifedir, nimet bir lûtuftur. Bu ayet insanı çalışmaktan alıkoymaz; lakin ürünlerin sadece çalışmakla olmadığını hatırlatır. Meyve dalında dururken, insanın eli ona uzanır; fakat onu var eden Rahmân’ın rahmetidir.
Bir meyveye uzanan el, iki hakikati birlikte görmelidir:
“Ben çalıştım ve bu bahçeyi yaptım.”
“Ama meyveyi yapan ben değilim.”
Şükür, bu iki cümlenin arasındaki dengedir.
Ve âyetin çağrısı bütün zamanlarda geçerlidir:
efelâ yeşkurûn
Hâlâ şükretmeyecekler mi?


