Cuma, Şubat 06, 2026

Ellerin Yapmadığı Meyveler

Kalem yazdı sanırsın... hattat elini görmezsen
Ağaç yaptı sanırsın... Kudret Elini görmezsen

Kuran-ı Kerim'in kalbi olan Yâsîn sûresi, insanın kalbini uyandıran en canlı delilleri ardarda sıralar: Ölü toprağın diriltilmesi, bitkilerin büyütülmesi, pınarların fışkırtılması… Bütün bu sahneler, sadece tabiata dair bir gözlem değil; aynı zamanda dirilişe ve Rahmân’ın ihsanına dair açık bir hatırlatmadır.

Bu bağlamda 35. âyette geçen muhteşem bir ifade, dikkat çekici bir incelik taşır:

liye-kulû min śemerihi 
Onun meyvesinden yesinler…

vemâ ‘amilethu eydîhim
... ve bu cümle,  kelimesi üzerinden iki farklı anlama kapı aralar:
• “değil ki eller yaptı” (nefy, olumsuzluk edatı)
• “şeyler ki eller yaptı” (⁠ism-i mevsul, bağlaç)

1. “Onu elleri yapmadı”

Celâleyn tefsiri şu veciz açıklamayı eklemiş:
“Yani meyveyi onların elleri yapmadı.”

Bu anlayışa göre, ayet şöyle der: İnsan yer, toplar, faydalanır; fakat meyveyi yapan insan değildir. Toprağa hayat veren, çekirdeği çatlatan, ağacı büyüten, meyveyi olgunlaştıran kudret Allah’tır. İnsan emeği bir sebeptir; fakat yaratmak onun elinde değildir.

Bu anlam, sûrenin genel akışıyla güçlü bir uyum içindedir: Bahçeler, kaynaklar ve ürünler, insanın değil Allah’ın ihsanıdır. Öyleyse âyetin sonunda gelen soru yerini bulur:

efelâ yeşkurûn
Hâlâ şükretmeyecekler mi?


2. “Ellerinin yaptıklarından”

Bazı tefsirlerde ise  bağlaç olarak alınır:
Onun meyvesinden ve elleriyle yaptıkları şeylerden yesinler

Bu anlayış, insanın tarımdaki emeğini ve çalışmasını da cümleye dahil eder: ekip biçme, bakım, sulama, hasat… Evet, ayeti böyle anlamak da mümkündür; çünkü Kur’ân insanın amelini bütünüyle yok saymaz. İnsan çalışır, sebeplere sarılır. Yaratan ancak Allah'tır.

Klasik müfessirlerin çoğu burada asıl vurgunun, emeğin varlığından ziyade nimetin kaynağına dikkat çekmek olduğunu belirtir: Meyveyi “üreten” değil, “yaratan” kimdir? Yani ilk anlam öne çıkıyor.

Korunmuş Kitabımızın yüzlerce Türkçe meâlinden 50 kadarını ihtiva eden kuranmeali.com sitesinden birkaç örnek çeviriye bakalım:
Kelimenin iki görevi anlam zenginliğine yol açıyor


Bir Kıraat Farkı mı?

Anlam zenginliğinden bağımsız olarak, bu ayet iki şekilde okunabilir. 

Çoğunluğun okuyuşu yukarıda yazıldığı gibidir: vemâ ‘amilethu
Burada fiil nesne alıyor, “onu yapmadı” ya da “yaptığı şey” anlamlarına açık.

Kûfe ekolünden üç kārî (Ḥamza, al-Kisâî, Şuʿbe) ayeti vemâ ‘amilet şeklinde okumuş. Fiil nesne almıyor, lakin bu bir eksiklik değil, anlamı etkilemiyor.

Kûfe'nin üç imamı "hu" zamirini okumamış,
ama Hafs Kûfe'li olduğu halde "hu" ile okumuş.


Sebep ve Müsebbib

Bu küçük ifade, insana dünyadaki yerini öğretir: İnsan toprağı sürer, tohumu eker; fakat hayatı yaratamaz. Emek bir vazifedir, nimet bir lûtuftur. Bu ayet insanı çalışmaktan alıkoymaz; lakin ürünlerin sadece çalışmakla olmadığını hatırlatır. Meyve dalında dururken, insanın eli ona uzanır; fakat onu var eden Rahmân’ın rahmetidir.

Bir meyveye uzanan el, iki hakikati birlikte görmelidir:
“Ben çalıştım ve bu bahçeyi yaptım.”
“Ama meyveyi yapan ben değilim.”
Şükür, bu iki cümlenin arasındaki dengedir.

Ve âyetin çağrısı bütün zamanlarda geçerlidir:
efelâ yeşkurûn
Hâlâ şükretmeyecekler mi?