Ayetler arasındaki benzerlikler çoğu zaman birbirinden uzak iki ayette görülür, tek tek okurken farkına varılmaz. Ancak yan yana incelenirse benzerlik ortaya çıkar. Bu örneğin konusu olan mucizeler iki ayette işleniyor:
Âl-i İmrân 3:49 -- Melekler, Hz İsa'nın yapacağı mucizeleri Hz Meryem'e anlatıyor. Henüz doğmamış bir bebeğin dilinden, henüz söylenmemiş bir sözü naklediyor.
Mâide 5:110 -- Hesap gününde, Allah Hz İsa'ya dünyada iken yaptığı mucizeleri hatırlatıyor. Bu da yine henüz söylenmemiş bir söz.
Her iki ayette de tıpatıp aynı dört cümlecik sıralanmış:
- Çamurdan kuş maketi/şekli yapmak,
- Ona üfleyip canlı bir kuşa dönüştürmek,
- Körleri ve cüzamlı hastaları iyileştirmek,
- Ölüleri hayata döndürmek/diriltmek.
İki ayetin temel mesajı ortak: bu mucizelerin hiçbiri Hz İsa'nın kendi bağımsız gücüyle değil, tamamen Allah'ın izni ve gücü ile gerçekleşmiştir. Mucizeler anlatılırken aynı Arapça kelimeler ve kavramlar tercih edilmiş:
- Çamur (et-tîn)
- Kuş şekli/maketi (kehey'etit-tayr)
- Körler (el-ekmehe)
- Cüzamlılar (el-ebraṣa)
- Ölüler (el-mevtâ)
İki metinde de amaç, Hz İsa'nın peygamberliğini doğrulamak, mucizelerin hakikatini ortaya koymak ve şirki engelleyerek gücün yalnızca Allah'a ait olduğunu göstermektir.
![]() |
| (resme tıklayınca yazılar netleşir) |
Bu benzerliklerin yanında bazı farklar da gözlüyoruz. Kullanılan dört fiilde şahıs farkı var:
- Yaratmak (ahluqu -- tahluqu)
- Üflemek (enfuhu -- tenfuhu)
- İyileştirmek (ubriu -- tubriu)
- Diriltmek (uhyî) -- Çıkarmak (tuhricu)
![]() |
| (resme tıklayınca yazılar netleşir) |
Ayetlerin Arapça aslında, fiillerin hepsi geniş zaman. Fakat anlama uyması için ikinci ayetin Türkçe meallerinde geçmiş zaman kullanılmış.
Tablodaki en önemli ayrıntı, beşinci satırın zamir ve fiilinde görülen minik farklardır. İlk ayette Hz İsa insani boyuttan kendi eylemini anlatırken "kuşa üflerim" (eril zamir fiyhi) der. Oysa Mâide Suresinde Allah bu ifadeyi ilahi hakikate göre düzeltir: "Sen kuşa değil, biçimlendirdiğin makete üfledin (dişil zamir fiyhâ); onu canlandırıp kuş yapan Benim."
Benzeri durum diriltme mucizesinde karşımıza çıkar. Hz İsa "ölüleri diriltirim" (uhyî) derken, ikinci ayette Allah eylemin sınırını çizer: "Sen ölüyü diriltmedin, sadece kabirden çıkardın (tuhricu); ona yeniden can veren Benim!" Yani ayetler, kulun algısındaki ifade ile ilahi fail arasındaki farkı zarif bir düzeltmeyle ortaya koyar. Okurken dikkatleri çekmeyen bu ince ayrıntılar, iki ayeti yan yana koyunca hemen fark ediliyor.
Kulun dili ile ilahi takdir arasındaki bu "tashih" üslûbunu Kurân'ın başka yerlerinde de görürüz. Mesela Hz İbrahim, soyundan gelecek bir elçi için dua ederken sıralamayı "okuyan, öğreten ve arındıran bir peygamber" şeklinde yapmış. Allah bu duaya icabet edip elçiyi gönderdiğinde, sırayı hakikate uygun olarak düzenlemiş: "okuyan, önce arındıran, sonra öğreten bir peygamber." (Detaylar: Okuyan Elçi)
Iqra Yazılımında
Bu ayetleri yazılım içinde incelemek için şu linkler uygun:
https://okuyun.github.io/Kuran/#b=Tyn%20kh
https://okuyun.github.io/Kuran/#b=Akmh
![]() |
| Yeşil ve sarı ortak, ince kutu fiil çekimi Mavi kutular farkları gösteriyor |


