Pazar, Mayıs 17, 2026

Zil-hicce, Hacc ayı başlıyor

Zil-hicce, Hacc ayı [bu akşam] başlıyor. Hacc ancak bu ayda yapılır. Fecr suresinin başında vel-fecr, veleyâlin 'aşr şeklinde zikredilen "on gece" işte bu ayın ilk geceleridir. Hac ayının bayram gününe kadar olan ilk on gecesinde [...]
...
Bir aydır insanlar akın akın Mekke'ye gidiyor: uçakla, gemiyle, otobüsle, kimisi de yaya. Öyleleri var ki, sadece bu yolculuk için yaşamış. Ömründe bir kere köyünden çıkıyor, küçük yaştan beri hayal ettiği bu diyara ulaşmak için... "Keşke dönmesem" diyerek.


1. İhram: Helâl olan bazı hâl ve hareketleri yasaklamak ve telbiye (lebbeyk) okumak
2. Tavaf: Kâbe etrafında yedi kere dönmek ve ardından iki rekat namaz kılmak
3. Say: Safa ile Merve arasında yedi kere dolaşmak
4. Arafat: Arefe günü Arafat düzlüğünde güneş batıncaya kadar durmak
5. Muzdelife: Bayram gecesi Muzdelife vadisinde gün ağarıncaya kadar durmak
6. Taş: Bayram günleri Mina vadisindeki cemrelere belli sayıda taş atmak
7. Tıraş: Saçını ustura ile kazıtmak ya da kısaltmak

Kurban bu listede yok, çünkü sadece hac ve umreyi birleştirenler için vaciptir. Türkler dışındaki hacıların çoğunluğu ifrad (tekil) hacca niyetlendiği için kurban kesmezler. Ayrıca, hacılar o sırada Mina'da olduğu için Bayram namazı da kılmazlar. Hacc telbiyesi ilk taşı atıncaya kadar devam eder, taşı attıktan sonra haccın esası sona ermiştir, artık telbiye yerine tekbir getirilir:

Allahu ekber, Allahu ekber
Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber
Allahu ekber, velillahil-hamd

Yirmi yıl önce yazdığım bu satırlar, Hacc ayının hacı adayları için önemini vurguluyordu. Şimdi tekrar bakınca, konunun başka yönleri öne çıktı. 


Hacca gitmeyenler için neler vâcib?
Bayram namazı, Kurban ve teşrik tekbirleri vaciptir (gereklidir). Bunlar bilerek terk edilemez, ibadetin esasıdır. Arefe günü oruç tutmak kuvvetli sünnettir, yapılması tavsiye edilir. Ancak yapmayan için bir vebal veya sorgu yoktur.

"Kurban kesecek kişinin bayrama kadar tıraş olmaması" konusu Hanefî fıkhında sünnet değil, müstehap (güzel bir tavsiye) olarak yer alır, zorunlu değildir.

Namaz ve kurbanı bir arada emreden şu ayet bize ne söylüyor?
"Namaz ve Kurban bütün dinlerde vardı, en önce bunlar terkedildi. Bana kul olmak istiyorsanız, sakın siz de terk etmeyin."


Unutulan Menâsik: Secde ve Kurban
Dinler tarihi incelendiğinde, Kurân dilinde menâsik denilen ibadet şekillerinin zaman içinde çok değiştiği görülmektedir. Bu bağlamda secde ve kurban, en eski ve en yaygın ibadet şekilleridir. Her iki uygulama da, insanın Yaratıcı karşısındaki konumunu belirgin kılar.

Secde, bedensel alçalış yoluyla Rabbinin karşısında insanın mutlak boyun eğişini sembolize eder. Eski İsrail geleneğinde, mâbet hizmetlerinde yere kapanma biçiminde görülmüş, erken Hristiyan topluluklarında önemli bir unsur olarak varlık göstermiştir. Ancak zamanla Yahudi ibadetinde ayakta hafif eğilme, Hristiyanlıkta diz çökme gibi uygulamalar secdenin yerini almıştır. İslamda ise secde, namaz ibadetinin ana unsuru olarak varlığını sürdürmekte ve “kulun Rabbine en yakın olduğu an” (Müslim, Salât 215) şeklinde mühim bir kıymet taşımaktadır.

Kurban, bütün dinlerde “Tanrı’ya yakınlaşma” aracı olarak kabul edilmiştir. Eski Ahit’te korban terimi, ancak mâbet içinde gerçekleştirilen hayvan sunularını ifade eder ve dinî hayatın merkezinde yer alırdı. Hristiyanlıkta ise, Hz İsa'nın kendisini feda etmesi, “nihai ve evrensel kurban” olarak yorumlanmış; böylece kurban ibadeti tarihsel olarak dinin hayattan çekilmiştir. İslamda kurban, hem Hz. İbrahim’in kıssasına atıfla sembolik bir anlam taşır, hem de toplumsal yardımlaşmaya hizmet eder.

Secde ve kurban menâsikinin tarihî seyrine bakıldığında, Yahudilik ve Hristiyanlıkta kurumsal dönüşümler sonucunda sembolleştikleri, sonra da tamamen terk edildikleri görülmektedir. İslam ise her iki ritüeli muhafaza ederek ibadet pratiğinin ayrılmaz parçaları haline getirmiştir.