Ayasofya'nın doğu köşesinde küçük bir idare binası var.
Kapısında şükür konusunda veciz bir ayet yazılmış:
16:114 fekulû mimmâ razaqakumullâhu halâlen tayyibâ
Allah'ın size helal ve hoş rızık olarak verdiklerinden yiyin
veşkurû ni'metallâhi in kuntum iyyâhu ta'budûn
Allah'ın nimetine şükredin, yalnız O'na kulluk ediyorsanız
ekele: yemek (fiil) kulû: yiyin (kef ile)
razaqa: rızık vermek
şekere: şükretmek (u)şkurû: şükredin
'abede: tapmak, kulluk etmek ta'budûn: taparsınız
Burada dört fiil var, ikisi verilmiş, ikisi isteniyor:
Allah kula rızık veriyor, kul onu yiyor
Kul Allah'a şükür ve ibadet ediyor
Çok benzeyen bir ayet de Bakara suresinde.
Kelimeler ve vurgu tamamen aynı.
2:172 yâ eyyuhellezîne âmenû
Ey iman edenler
kulû min tayyibâti mâ razaqnâkum
Size rızık olarak verdiğimiz hoş (şeylerden) yiyin
veşkurû lillâhi in kuntum iyyâhu ta'budûn
Allah'a şükredin, yalnız O'na kulluk ediyorsanız
Aynı kelimelerle bir ayet daha:
20:81 kulû min tayyibâti mâ razaqnâkum
Size rızık olarak verdiğimiz hoş (şeylerden) yiyin
Ancak burada vurgu farklı. Devamında tergîb ve terhîb var.