Pazartesi, Ocak 10, 2005

Hac Ayı ve On Gecesi

Zil-hicce, Hac ayı başlıyor. Hac ancak bu ayda yapılır. Fecr suresinin başında "vel-fecr, veleyâlin 'aşr" şeklinde zikredilen "on gece" işte bu ayın ilk geceleridir. Hac ayının bayram gününe kadar olan ilk on gecesinde salât ve istigfâr konularına daha fazla ağırlık vermek, tekbirleri artırmak tavsiye edilir:

Allahu ekber, Allahu ekber
Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber
Allahu ekber, velillahil-hamd


Bu tekbirlerle, Mekke'de toplanan hacı adaylarına güç verdiğimizi hatırlayalım.

Rahman'ın Konukları
Kâbe Allah'ın evi (Beytullah), onu ziyaret edenler de Rahman'ın konuklarıdır (Duyûfur-Rahmân). Bu ziyaret yılda bir kere belli zamanda, milyonlarca Müslüman tarafından, hac ibadeti olarak yerine getirilir. Diğer zamanlarda yapılan ziyarete ise "umre" denir.

Bir müslüman Süleymaniye camisine gidip kendi başına iki rekat namaz kılsa o kendisi için hayırlı bir ibadettir. Fakat bu iki rekatı Cuma günü öğle vakti hutbeyi dinledikten sonra on bin kişi ile kılsa, bu çok daha hayırlıdır. Umre ve hac arasındaki ilişki buna çok benzer: Umre herhangi bir zamanda tek başına yapılır, ferdi bir ibadettir. Hac ise belirli zamanda ve milyonlarca kişi ile birlikte yapılır. Cuma namazının bir mahalle cemaatini haftada bir kere toplaması gibi, hac da yeryüzündeki bütün müslümanların temsilcilerini yılda bir kere toplar. Bu toplantı haccın esasıdır. Arafat'ta bir öğleden sonra ne kadar çok insan toplanırsa, İslam'ın gücü o kadar belirgin olmaktadır.

3:96-97. Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kâbe'dir. Orada apaçık deliller vardır, Ibrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kâbe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkâr ederse, bilsin ki; doğrusu Allah âlemlerden müstağnidir.

Kâbe, 1950'lerde

Kâbe'yi ilk yapan ve insanları hacca çağıran Hz. Muhammed değildir. Ondan en az iki bin sene önce yaşamış olan atası İbrahim de insanları hacca çağırmıştı. Binlerce yıldır insanlar bu çağrıya cevap vererek hac ve umre yapmaya devam ediyorlar. Bu iki ibadet ile meleklere benzeyip eski hatalarına pişman olarak temizlenmiş bir şekilde dünyaya dönüyorlar. Hac ve umrede mezhep farkları yok denecek kadar azdır. Bunun sebebi Peygamberimizin ancak ömrünün son senesinde (Hicretin 10. Yılı) hacca gitmesi ve bu yolculuktaki her hareketinin, her sözünün tam olarak kaydedilmesidir.

Umre ve haccı turistik bir seyahat olarak görüp küçümseyenler, tekrar tekrar gitmeye gerek görmeyenler, bu seyahati mali ve bedeni külfet olarak görenler, çeşitli bahanelerle geciktirenler, sadakayı hacdan üstün sananlar, bir kere hacca gidince çoğu zaman bu fikirlerini orada bırakarak dönerler. Daha önce gitmediklerine hayıflanırlar. Bu dönüşümün sebebi nedir acaba?

İslam'ın uluslar üstü ve zaman ötesi değişmezliği ancak hac yolculuğunda anlaşılır. Kendi şehrimizin ve zaman kesitimizin sınırları içinde bunu anlamak mümkün değildir. Çeşitli renklerde, muhtelif giyimlerde, türlü türlü diller konuşan insanlar bir araya gelir, aynı kelimelerle, aynı hareketlerle, aynı amaçla bir Rabbe yönelir ve yalvarırlar. Bütün bunları inkâr edenler için, ayette "doğrusu Allah alemlerden müstağnidir" denilir, yani Allah kimsenin haccına ve ibadetine muhtaç değildir, o bizim ihtiyacımızdır.

Bütün Yollar Mekke'ye
Bir aydır insanlar akın akın Mekke'ye gidiyor: uçakla, gemiyle, otobüsle, kimisi de yaya. Öyleleri var ki, sadece bu yolculuk için yaşamış. Ömründe bir kere köyünden çıkıyor, küçük yaştan beri hayal ettiği bu diyara ulaşmak için... "Keşke dönmesem" diyerek.

Bu vesile ile hatırlamakta yarar var, Mekke'ye akan uluslararası bu toplulukta, hem yaş ortalaması hem de refah düzeyi olarak vatandaşlarımız ön sırada. Yani, diğer milletler hacca gitmek için ne yaş bekliyorlar ne de servet. Endonezya'da adeta evliliğin ön şartı olduğu için, kadın-erkek çok sayıda genç geliyor o taraflardan.

Henüz hac günleri başlamadı. Duyûfur-Rahmân, hacı adayları, Rahman'ın konukları, şehre varınca ya umre niyetiyle ya da hac niyetiyle bir tavaf ve bir say yaptılar, şimdi arefe gününü, o büyük toplantı gününü bekliyorlar. Sadece hac niyetiyle ihrama girmiş olanlar ihramlı olarak bu günleri geçiriyor. Hac ve umreye ayrı ayrı niyet edenler ise umre ihramından çıkmışlar, normal hayatlarını sürüyorlar. Onlar sekizinci gün akşamı tekrar ihrama girip tavaf yapacaklar, bu sefer hac niyetiyle.

Bu süre içinde kimsenin dilinden düşmeyen muhteşem bir söz var ki, ancak orada hakiki manası ile söylenebilir. Telbiye:

lebbeyk allahumme lebbeyk
lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk
innel-hamde ven-ni'mete leke vel-mulk
lâ şerîke lek


Buyur Allah'ım, geldim
Buyur ki ortağın yok Senin
Hamd Senin, nimet Senin, mülk Senin
Ortağın yok Senin